Korna çalarak uyarmaya çalıştığı eşeğin halen rayların üzerinde durduğunu gören Veli Şener hemen fren yaptı ve hayvana 3 metre kala güçlükle durabildi. (Cumhuriyet Gazetesi, 17 Kasım 2014)
Bu Blogda Ara
17 Kasım 2014 Pazartesi
13 Kasım 2014 Perşembe
Annemin Şarkısı
Biraz Erken Dünyaya Gelmişim
Soru cevap kısmında seyircilerden biri yaşlı kadına soruyor: Bu ilk filminizdi, başka filmlerde de
oynayacak mısınız? Kadın: Ben 70
yaşındayım. Ve bu çok yorucu. Evet oynamak isterim fakat bu yükü kaldıramam. Biraz
erken dünyaya gelmişim.
Tasarlanmamış ve ağızdan çıkmaktan başla çaresi kalmamış bu
cümle, eminim siz okuyucularım tarafından da hayretle karşılanmıştır. Hani der
ya Cemal Süreya, çok erken gelmişim seni
bulamıyorum/ bir şeyin provası
yapılıyor sanki. Evet, bu cümle Erol Mintaş’ın yönettiği Annemin Şarkısı
filminde anne rolünü oynayan Zübeyde Ronahi’ye ait. Bu, aynı zamanda bir aktrisin
sanata veda cümlesi. Erken gelmiş olduğu için erken gidecek olan bir aktris.
Erol Mintaş bu ilk uzun filminde doğudan İstanbul’a göç etmek
zorunda kalmış bir öğretmen ve annesinin öyküsünü anlatıyor. Göç bitmiyor tabii
ki. İstanbul’un şimdilerde de otele dönüştürülen semtlerinden kahverengi
bloklara doğru uzuyor. Güncel tehciri her planda gözümüze sokulan inşaat
bariyerlerinden, beton gökdelenlerden anlıyoruz. Anne dört duvar arasında
olmayı kaldıramayıp hastalanıyor. Yabancılaşıyor. Siliniyor. Her fırsatta
köyüne dönmek istediğini belirtiyor, bazı teşebbüslerde bulunuyor. Başaramıyor.
Oğul devlet okulunda çalışmasının yanı sıra bir dernekte çocuklara Kürtçe
eğitim veriyor. Aynı zamanda öykü yazıyor ve kitabı çıkıyor. Anne, oğluna
sürekli bir Seydaye Sülo adlı bir dengbejden bahsediyor. Kaybolan bir kaset
var. Bulunamıyor. Oğul birçok yerde bu kaseti arıyor. Birçok kaset dinliyorlar
birlikte. Eve dönülemiyor, şarkıya dönülemiyor, kalbin etrafında dönüyorlar. Filmin
müziklerini Başar Under yapmış. A Silver Mt. Zion’u anımsatan müzik çok
başarılı ve filmin doğru yerlerine yerleştirilmiş. Nihayetinde ortaya güzel bir
eser çıkmış. Kürt sinemasına dair fikir edinilmesi bakımından izlenmesi gereken
bir film.
Yükte küçük pahada
büyük bazı ayrıntılar:
- Seydaye Sülo şarkı söyleyince arpa taneleri duvara tırmanırdı. Filmin en güzel cümlesi anne Nigar’dan çıkıyor. Berrak bir mübalağa. Bembeyaz gülümseten bir teşbih.
- İki ailenin oturup veda çayı içtiği sahnede ergen çocuğun masadaki bisküviye uzanmasıyla bütün dramı zamansızca yok etmesi güzel bir ayrıntı. Plan bu ergen iştahıyla son buluyor.
- Annenin cevizleri kırdıktan sonra kavanoza doldurma sahnesinde masada kalan son ceviz parçasını kavanoza değil de ağzına götürmesi, iştahgerçekçilik.
Künye:
Vizyon Tarihi 14 Kasım
2014 (1s 30dk)
Yönetmen: Erol
Mintaş
Oyuncular: Feyyaz
Duman, Zübeyde Ronahi, Nesrin Cavadzade
Tür Dram
Ülke Türkiye
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bir Mezarlık Komedisi: Gassal
Hayatta kalırsak su faturasını kim ödeyecek diyen milyonlarca insana sordukları soru gerçekten hokkabazların şanına yakışacak görkemdeydi: Ö...

-
Hayatta kalırsak su faturasını kim ödeyecek diyen milyonlarca insana sordukları soru gerçekten hokkabazların şanına yakışacak görkemdeydi: Ö...
-
(Yazı şahsi kin gütme yazılarından biridir, edebiyatla alakası yoktur. Şahıs, açlık grevleri için imza toplarken benden imza istememiştir...
-
Bayramın birinci günü adettir dedim bir mezarlık turu atayım. Eyüp’te Necip Fazıl, Ahmet Haşim; Edirnekapı’da Oğuz Atay, Beylerbeyi Küplüce...