Bu Blogda Ara

80 kuşağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
80 kuşağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Ersun Çıplak ile Hasbihal

Ersun Çıplak, Akatalpa Şiir Dergisi’nin mayıs sayısında bizim dergiden (yeniyazı) ve kitaplardan (ya da pişman değilim, kumaş, geleceğe dair anekdotlar) bahsetmiş. Yazısında en fazla yeri kaplayan mesele ise bizim 9. sayıda Hüseyin Ferhad ile yaptığımız röportaj. Bu röportajı masaya yatırmış. İyi de etmiş. En azından bir kişi tarafından okunduğumuza emin olduk. Yazının bir kısmında da bana yaptığı haklı bir eleştiri var. “Seksen kuşağından tiksinen Cihat Duman editörlüğünü yaptığı dergide neden Hüseyin Ferhad’ın ‘80 Kuşağı iyidir hoştur’” tarzından sözlerine karşı koymamış diyor. Adam haklı beyler. Sadece 80 kuşağından değil benden bir yaş bile büyük olsun her insandan tiksiniyorum. Dünya tarihi 1984’te başladığı için onları tarih öncesi insanlar olarak addediyorum. Fakat bir açıklama yapmam gerekiyor. Yeniyazı Dergisi’nde vardiyalı çalışıyoruz. Her çerçevenin ve atölyenin editörü farklı. Mesela ben 7 sayı boyunca yattım. 8. Sayı geldiğinde semih Kaplanoğlu ile röportaj yaptım. Şimdi de yatışa devam ediyorum. Hüseyin Ferhad çerçevesinin editörü Can Habip Türker’di. Onun takdirine saygı gösterdik. Bana kalsa şimdiye kadar çevreye aldığımız hiçbir şairle işim olmaz. Hiçbiri benim kalemim değil. Beğenmem. Zaten benim beğendiklerimi de bizim arkadaşlar beğenmiyor. Pek karışmıyorum. İşin daha da garibi bizim dergide ki şairlerle de arkadaşlık dışında poetik ve düşünsel bir bağlantım yok. Bunu birbirimizin yüzüne de söylüyoruz zaten (Çok anlaşanlar çabuk dövüşüyor bırak böyle kalsın). 8 kişi dergi çıkarmak kolay değil. Her düşünce uyuşmayabiliyor.

80 kuşağına gelince. Gökhan Arslan seksene geçiren bir yazı yazdı bu sayıda. On güne kadar okunabilir. Ben zaten seksen kuşağının ödül jürilerinde, göt korkusundan müteşekkil bir refleksle lirik şiire gaz verdiğini biliyorum. Geriye kalanları da kendi köşesinde yazdıkları şiire bakıp ağlayarak ölümü bekliyorlar. Burada isim saymaya gerek yok. Jürileri gidip incelerseniz, eski arkadaşlıklarını kullanarak kitap eklerinde ve kültür sanat sayfalarında öne çıkmak için havhavlayan adamlara bakarsanız ortalama bi liste oluşur. Kültür sanat ortamı işgal altında. Bu işgale şiddetle cevap verebilmenin yollarını arıyorum. Kısacası daha sonra uzun uzun da belirteceğim üzere seksen kuşağından al 2-3 kişiyi diğerlerini ölmeden çöpe at gitsin. Acımaya bile gerek yok. Bir de kız bakireydi diyolar, bakire kız nasıl orospu oluyo ben anlamıyorum yaa.

17 Mart 2011 Perşembe

Yaşlı Şair! Ayağını Denk Al!

Bildiğiniz üzere bir edebiyat dergisi çıkarmaktayız. İsmi yeniyazı edebiyat dergisi. Kalın bir dergi. Herkese yer var. Ara sıra biz de şiirlerimizi yazılarımızı yayımlarız. Dışarıya açık bir dergi bu dergi. Umumi. Aleni bir mail adresi var. Buraya yazılar şiirler her şey geliyor. Biz onları alıp 9 kişi tartışıyoruz. Oyluyoruz. Eliyoruz. Sonra basıyoruz. Fazla muhatap olmuyoruz insanlarla. Yazınızı aldık dönecez diyoruz. Sonra da yayımlayacaz ya da yayımlayacaz diyoruz. Başka bir muhabbete giremiyoruz. Zaman yok çünkü.

Bu dergi işleri çok çetrefilli karışık ve şiddetli işlerdir. Sattığı da pek yok. Ama inatla basıyoruz bu dergiyi. Ortalama günde 3-4 saat çalışıyoruz. Maaş veren de yok. İletişimde kalıyoruz. İnsanlarla tanışıyoruz. Eşek kadar adam olmuşuz halen bu işlerle uğraşıyoruz. Eşek kadarız ama dinozor değiliz. Dinozor oldukları halde dergi çıkaranlar da var çünkü. (Ben mesela dadını alıp bırakacam, az kaldı.)


Adamın biri var herkes bilir. Anadoluda yaşlı bir şair. Şiiri bi şeye benzemez. Sanırım 6-7 tane de kitabı var. Bu adam bizi yıllardır rahatsız ediyor. Sadece bizi mi? Dergi çıkaran herkes bilir ki bu adam herkesi rahatsız ediyor. Tacizci bir amca. Adı Ahmet. Soyadı Aday. Şair adayı gibi davranan bir yaşlı. Emekli. Dergicilerin (ki yarısı arkadaşımdır) baş belasıdır bu şair. Hastalığını bahane ederek, öleceğinden bahsederek kendini acındırıyor. Ve bunun karşılığında para, ilaç, karı kız istemiyor. İstediği şey şiirinin basılması! Ve derginin ücretsiz olarak adresine teslim edilmesi! Şimdi ben işimi gücümü bırakıp dergi çıkartacağım. Ebem gebe kalacak. Sonra bunun gibilerin adresine (bir paket sigara parasını dergimizden esirgiyen tip) dergi göndereceğim!!?

Bir Mezarlık Komedisi: Gassal

Hayatta kalırsak su faturasını kim ödeyecek diyen milyonlarca insana sordukları soru gerçekten hokkabazların şanına yakışacak görkemdeydi: Ö...