Görünmezlik Taktikleri, Arter’de çok teze açılan bir serginin adı. Gittim, gördüm. Hatta bana çok yakın olduğu için iki kere gittim, iki kere gördüm. İki kere daha giderim herhalde. Şiir sanatı; güncel sanatın, sinemanın, müziğin arkasında yaralı-özürlü-yararsız bir hayvan gibi can çekişiyor. Bunu bir kez daha anladım. Biz şiirle hâlâ inatla uğraşanların ne kadar gereksiz ve işe yaramaz olduklarını, buradan ufak da olsa bir değer apardıklarını, yine de pes etmemenin değerini… Acımakla sevgi aynı anda gelir.
Kutluğ Ataman’dan başlayalım. Ataman reenkarnasyona inanan altı kişiyle söyleşi yapılmış. Farklı yerlerde, zamanlarda, yaşlarda yaşayan bu insanların ilk hayatlarından bahsedişleri klasik sözdizimini işlemez hale getiriyor, dizgi dağılıyor, dilin yapısı hem anlamı ifade etmez hale geliyor, hem de başka bir dile çevrilmesi nerdeyse imkânsızlaşıyor. ‘Beni bulduklarında paramparçaydım, beynim tavana yapışmıştı; öldüğümde 23 yaşındaydım; yeni karımla bazen eski karımı ziyarete gidiyoruz, o şu an 80 yaşında; oğlumla aynı yaştayız, ona babalık mı edeyim arkadaşlık mı bilemiyorum.’ Bir Beckett romanında ya da Mark Twain romanında ya da Oscar Wilde şiirinde ya da İnosco oyununda gibi hissediyoruz kendimizi. O inanmış bedenler aynı ifadelerle hiç olmayan bir önceki hayatı anlatıyorlar. Uçurucu.