Bu Blogda Ara

hurdasanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hurdasanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2012 Cuma

Tehlikeli Oyunlar'dan Erdem Şenocak Röportajı



Tutunamayanlar ile romanımızda yeni bir devir açan Oğuz Atay’ın daha özel bir çalışması olan Tehlikeli Oyunlar’ı sahneye uyarladınız. Üstelik tek başınıza ve 130 dakika boyunca dinlenmeden Hikmet Benol’u temsil ediyorsunuz. Neden Tehlikeli Oyunlar?

Tesadüfen diyebilirim. Gümüşlük Akademisi’nde tiyatro kampı yaparken, sanırım dördüncü senesinde, Celal (kampın ve oyunun yönetmeni) önceki senelerden farklı olarak film izlemektense arkası yarın gibi kitap okumayı teklif etti. Tehlikeli Oyunlar da 17 bölümden oluşuyor; her bölümü her gün farklı bir kişinin okuması kararlaştırıldı. Ben üçüncü gün okudum. Biraz da çalışmıştım, epey eğlenceli geçti. Bundan birkaç gün önce de Celal’e tek kişilik bir çalışma içine girmek istediğimi belirtmiştim. Tehlikeli Oyunlar’ı sahnelemek gibi bir fikrimiz o sıralarda olmamasına rağmen, o gece eğlenceli olunca, Celal “Bunu çalışalım,” dedi. Yani en kötü ihtimalle, hiç beceremesek bile, arkamızdan “oyun, oyun” diye koşturan yok nasıl olsa, yapmayız. Ya da alırız insanları karşımıza, okuruz.

Edebiyat uzmanı değilim ama, sanırım Tehlikeli Oyunlar, Tutunamayanlar’dan daha bir roman. Daha başarılı bir roman hem. Roman olması itibari ile tek kişilik bir oyuna daha yakın. Tutunamayanlar’ı da ara sıra sahnelemeyi düşündüğümüzde çok daha zor olacağını kestirebiliyoruz. Ama bu zorluk metnin zorluğuyla alakalı değil, metnin daha az roman, dolayısıyla daha az tek kişilik oyuna yakın olmasıyla ilgili. Bir de Tutunamayanlar birazcık da romantik. Romantik derken olumsuz anlamda bir şey anlaşılmasın. Girard der ki; “Bir romansal yapıt vardır, bir de romantik yapıt vardır.” Oğuz Atay’ın romansal yazarlar sınıfında olduğunu söyleyebiliriz ama Tehlikeli Oyunlar’la Tutunamayanlar’ı karşılaştıracak olursak, Tutunamayanlar daha romantiktir.

Yaptığınız iş konvansiyonel tiyatroculuktan farklı olarak deneysel bir iş. Bu bağlamda tiyatroculuğumuz hakkında neler söylemek istersiniz? Mesela, Devlet ve Şehir Tiyatroları sizin için neyi ifade ediyor?

Devlet Tiyatroları’nın bir an önce kapatılması gerektiğini düşünüyorum. Kapatılması derken, tiyatro yerine cami yapılsın ya da köfteci açılsın demiyorum. Şu an itibari ile Devlet Tiyatroları YÖK’ten beter bir kurum. Şu an YÖK’ün hangi araştırma görevlisinin hangi konu hakkında hangi profesörle çalıştığını ayarladığını düşünelim; Devlet Tiyatroları da tam olarak bu. Yozlaşma olmasa dahi en iyi haliyle bile olsa devlete ait bir tiyatro fikri çok yanlış. Devlet, tiyatroyu desteklemeli ama kontrol etmemeli. O oyuncular AKM Tiyatrosunu kursa mesela, ya da Nesin Tiyatrosu... Devlet o sahnelere destek verse. Sonuçta Devlet Tiyatroları çok geride kalmış bir düşüncenin ürünü ve kapatılmalı.

Öte yandan deneysel sahnelerin artması sevindirici bir şey. Crack’e yer bulamadım mesela geçen, yedek listesine yazıldım. Ne kadar çok olursa o kadar iyi diye düşünüyorum. Ancak, deneysellik çok kolay bir şey değil. Yanılma payının çok yüksek olduğu bir alan, bunu göze almak gerekiyor. Her denenen şey de sahneye aktarılmamalı zaten. Deneysellik uzun bir süreç.

6 Haziran 2012 Çarşamba

Elektrikli Kitap Soruşturması


* Kitapların seslendirildiği, üzerine kısa filmlerin çekildiği ve tüm bunların cep telefonu teknolojisinde dinlenebilir, izlenebilir bir altyapıyla sunulması yüzyılların getirdiği alışkanlığın devrildiğinin işareti. Bu noktada, geçen yıl ilk kez okura sunulan e-kitabın ardından bu yıl kitap-lık dergisi de dolaşıma e-kitap olarak da sunulacak. Bu bağlamda e-kitap hakkında ne düşünüyorsunuz?


Elektrikli mektup hakkında ne düşünüyorsam elektrikli kitap hakkında da onu düşünüyorum. Yaşadığımız zaman, bize, teknolojiyi reddetme fırsatı tanımıyor. -Hastaların bile tedaviyi reddetme lüksü vardır.- Elektrikli kitap, internet sebebiyle zamanının büyük bölümünü bilgisayar ve akıllı cep telefonları başında geçiren günümüz insanının mecburen kullanmaya başlayacağı bir yenilik. Elektrikli kitap cihazı da yavaş yavaş okurun elinde dolaşmaya başladı. Zamanla her evde bu cihazlardan bulunacaktır. Elektrikli kitap okuma cihazları barındırdıkları teknoloji nedeniyle gözü yormamaktadır. Taşıma kolaylığı, not alma ve paylaşma özellikleri nedeniyle basılı kitabı “nostalji”ye dönüştürecek güce sahiptir.
 
* Teknolojide gelinen seviyeye yayın sektörünün olanakları içinden baktığınızda matbu yayıncılığın ömrünü tamamladığını düşünüyor musunuz?


Memlekette inşaat, otomotiv, gıda, bankacılık, tekstil gibi devamlı hareketli olan sektörlerin yanında yayıncılık gibi yan sektörler var. Fakat burada bir şeyi gözden kaçırmamak gerekir. Birçok büyük yayıncı aynı zamanda yukarıda saydığım büyük sektörlerden biri ya da bir kaçında da faaliyet göstermektedir. Büyük sektörlerle ya da bankalarla dirsek teması olmayan birçok kaliteli yayıncının çok kısa sürede iyi kitaplar basıp iflas ettiğini biliyoruz. Dolayısıyla sorduğunuz soruyu zaten iflas edecek olan küçük ve orta ölçekli yayıncılar için değil, büyük yayıncılar açısından cevaplayacağım. Büyükbaşlar, matbu yayıncılığın ömrünü tamamlamasına izin vermezler. Uzun bir müddet iki yayıncılık türü de birlikte devam edecektir.


* e-kitaba geçmek için herhangi bir hazırlığınız, okura yönelik bir ön araştırmanız var mı?
İnternet sözlüklerinden edindiğim bilgilere göre okur elektrikli kitabı sevmiş ve benimsemiştir. Ayrıca Amerika’da yayıncılar birliği elektrikli kitap satışının elektriksiz kitap satışını geçtiğini açıkladı. Benim konu ile ilgili kanaatlerim çıkardığım elektrikli dergi hurdasanat sayesinde belirginleşti. -Burada itiraf etmek gerekir: Birçok matbu dergi çıkaran ve birçok matbu dergide şiir yayımlayan biri olarak bu maceraya giriş nedenim elektronik ortamı denemekti.- Geçtiğimiz Haziran ayından bu yana http://hurdasanat.com üzerinden yayımlanan ve 5 sayı çıkardığımız bu elektrikli sanat dergisinin istatistikleri çok ilginç bilgiler bahşetti bize. Evvela, ilk sayısından itibaren 1.000’den fazla kişi tarafından indirilerek yıllardır çıkmakta olan birçok edebiyat dergisinden daha fazla tiraja ulaştı. İkincisi, dışarıdan ürün kabul etmemesi ve 25 sınırı konulmasına rağmen büyük bir ilgi topladı. İnternetten exe, pdf olarak indirilebilen bu dergi memleketin en ücra köşelerine kadar ulaştı. Üçüncü olarak şartlar bizi, bu elektrikli dergiyi android, iphone gibi akıllı cep telefonlarından da okunabilecek bi şekilde çıkarmaya icbar etti. Derhal bilgisayar mühendisimize yeni bir yazılım hazırlattırdık. Elektronik okur bunu istiyordu çünkü. Yeniyazı Dergisi’ni 11 sayı çıkaran ve birçok matbu derginin hazırlanmasında editörlük yapan birisi olarak hurdasanat Elektrikli Dergisi’nin çok rahat çıktığını ve okura zahmetsiz bir şekilde ulaştığını iddia edebilirim. “Beyin bedava.”
 
* Maliyetleri azaltması; dağıtım, iade vs. sorunların yaşanmadığı bir yerde e-kitap yayıncılığının yazar teliflerine olumlu yansıyacağını düşünüyor musunuz?


Somut olmak adına bir örnek vereyim. Etiketinde 10 TL yazan ortalama kalınlıkta bir kitabın 1 TL’si matbaaya verilmektedir. 0.5 TL dağıtımcıya, 3,5 TL kitapçıya, 1 TL yazara harcanmaktadır. Geriye kaldı 4 TL. 1 TL de dizgici, grafiker, kira, vs. masraflara gitse kaldı 3 TL. Bir yayıncı kitap başına 3 TL kazanıyor. Yazarın kazandığının 3 katı. Matbu olmadığı takdirde yayıncıya kalacak para ise (dağıtımcı, kitapçı ve matbaaya verilecek ücreti düşersek) 8 TL olur. Fakat elektrikli kitap 10 lira etiket fiyatı ile satılamaz sanırım. Piyasaya baktığımızda ortalama 7 TL fiyat biçiliyor. (Az önce bir kitap satış sitesinden baktım, matbu fiyatı 13,60 TL olan kitap, elektrikli kitap formatında 9,90 TL’ye satılıyor.) Yani anlayacağımız yazarın durumu ve konumu değişmiyor. Fakat şunu da unutmamak gerek. Baskı ve dağıtım maliyetinin ortadan kalkması, yazarla okur arasında direkt bağlantı kurmayı da sağlayacaktır. Mesela aralarında Cem Akaş, Gökdemir İhsan, Selçuk Orhan, Murat Yalçın gibi yazarların da bulunduğu kurgukolektifi yazarların birleşerek bir sinerji oluşturmasına güzel bir örnek. Bakın kendilerini nasıl tanımlıyorlar: ku-ko, yazarların kendi metinleri üzerindeki hak ve kontrollerini olabildiğince artırmak için kurulmuş; kitap satışından yayıncıya kalan payın %91'ini yazarlarına ödeyerek ilk adımı atmıştır.
 
* e-kitabın okuma alışkanlığı üzerinde herhangi bir değişime yol açacağını düşünüyor musunuz? Bu noktada e-kitap kendi okurunu yaratır mı?


Metni odağa alan okur açısından hiçbir değişim gerçekleşmez. Elektrikli kitabın kendi okurunu yaratacağını düşünmüyorum. Matbu kitap ile birlikte uzun yıllar tedavülde kalacaklardır. 


*Dünyanın en etkin yayınevlerinden biri, başvuruda bulunan ‘yazar’lara ücreti karşılığı editörlük hizmetiyle birlikte e-kitaplarını yayımlama önerisinde bulunduğunu açıklayan bir ilan yayımladı. Bu ilan aslında bize yazar ve yayıncı tanımının da değişime uğradığını işaret etmiyor mu? Bu konudaki düşüncelerinizi paylaşmanızı rica ederiz.


Bu dediğiniz şeyi “dandik yayıncı” dediğimiz yayıncılar (şair argosunda bu yayıncılar için darphane tabiri kullanılır) yıllardır yapıyor. Yeteneksiz yazarların kitaplarını ücreti mukabili basıp, dağıtamadıkları için depolarda çürütüyorlar. Bahsettiğiniz yayıncı anladığım kadarıyla itibar sahibi. Çağrısındaki amaç yeni bir teknolojiye ev sahipliği yaparak ticari geleceğini garantiye almak olabilir. Yazar açısından baktığımızda ise yazar ile yayıncının rollerinin değişmesinden öte yazar ile okurun rollerinin paylaşımı daha çok ilgimi çekiyor. İnternet bloglarının gelişimiyle birlikte bu heterojen yapı sorgulanmadan yönümüzü belirlememiz zor olacaktır sanıyorum.


* e-kitap üzerine beklenti ve altyapı için temenniniz, öneriniz neler?


Edebiyat okuruyum. Evimde içi edebiyat, felsefe ve eleştiri ile kaplı bir kütüphanem var. Dolayısıyla evimin dışında kendimi yalnız hissediyorum. Kitaplarımın topluca bulunduğu yerden ayrılamıyorum. Bu da özgürlük dürtüsüne halel veriyor. Kütüphanemi içinde taşıyabileceğim ve mukayeseli okuma yapabileceğim bir elektrikli kitap cihazını birilerinin bana hediye etmesini isterim. İkinci olarak, yayıncıların elektrikli kitap basmakla ilgili çekincelerini yok etmek için FSEK ve bilişim ile ilgili yasalarda acil olarak uyarlama yapılması gerekmektedir.


 
Cihat Duman, Edebiyatta Üç Nokta Dergisi, 2012 Bahar, Sayı:7 

4 Eylül 2011 Pazar

İki Şehirden Mektup Kutuma Gelen

İlki Trabzon. Mihrap Aydın. HurdaSanat için bastırdığımız yapışkanlı kağıt, karpuza yapışmış. 
Konu Başlığı: "Market, Ben, Adam ve Hurda Hakkında


İkincisi Malatya Battalgazi'den. Mikail Şahin.
Konu Başlığı "Neizr Gazi türbesinden enstantaneler."





Bir Mezarlık Komedisi: Gassal

Hayatta kalırsak su faturasını kim ödeyecek diyen milyonlarca insana sordukları soru gerçekten hokkabazların şanına yakışacak görkemdeydi: Ö...