İlk şiir kitapları güzeldir. İlk kitaplarını çıkaran
şairlerin gözleri de. Dedalus Yayınları’nın sahibi Sedat Demir ben şiir kitabı
basmak istiyorum dediğinde, 2012'de, inanamamıştım. Şairlerin ilk şiir kitaplarını basmak
isterse eğer yardım edebileceğimi söylemiştim. Kendisi de günümüz şiirini pek
takip etmediğini benim önereceğim şiir kitaplarıyla ilgileneceğini söylemişti. Bu
şekilde bir dizi başlatmıştık, şairlerin ilk kitaplarının basıldığı Debut
dizisi. 5 tane şairin kitabını bastık. Ben gönüllü editörlük yaptım. Korkulan
olmadı ve kitaplar tükendi, korkulan olmadı ve yayınevi zarar etmedi. Geçtiğimiz
aylarda ise Sedat Demir yorulduğunu beyan etti. Bırakalım o zaman dedik. İrtibat
koptu. Fakat geçen hafta Dedalus Yayınları’nın 2. yıl kutlamalarına gittiğimde,
basılan kataloga Debut dizisine 3 kitap daha eklendiğini gördüm. Sedat Demir
birileriyle işbirliği yapıp beni devirmişti. Kendine yeni ve genç ve güzel ve
paralı ve zengin ve sağlıklı bir editör mü bulmuştu? Beni ilgilendirmez. Şiir
iyidir ve basılmalıdır ve desteklenmelidir. Ama konseptini benim belirlediğim
bir dizi üzerinden beni ezerek basılması biraz çirkin olmuş. Bu anlamda yeni
çıkacak kitaplarla herhangi bir ilgimin olmadığını, ücretsiz yapmış olduğum
editörlük ve konsept/sanat tasarımı hizmeti için Fikri ve Sınai mahkemelerde telif
davası açmayacağımı kamuoyuna saygılarımla arz ederim.
Bu Blogda Ara
26 Şubat 2014 Çarşamba
18 Şubat 2014 Salı
ilk şiir kitapları yazımın taslağı natamaya yetiştirmeye çalışıyorum
(evi filan kapattım kitaplar dağıldı, bazı kitaplar kaybolmuş olabilir, bu yazı yazılmayabilir, yazılırsa çok uzun bir yazı olacak, umarım tekrar yerleşik hayata geçer ve yazabilirim, yazmak istiyorum artık, siz de gaz verebilirsiniz, görüş bildirebilirsiniz, yazılar iyidir, 30 günümüz var, bu yayınladığım kısım birçok yerinden kesilmiş, bazı şeyleri buraya almadım, kestim)
2000’li yıllar şiirin nereye yöneldiği konusunda yapılan
tartışmalar bağlamında renkli geçmişti. 2000-2010 yılları arasında şiir üzerine
yapılan gerek dergi mecralı tartışmalar gerek sanal ortamda yapılan kavgalar
şüphesiz şiirimizi bir mısra mesafesi kadar da olsa ileri taşımıştır. 2010’lu
yıllara geldiğimizde ise bu tartışmaların, şiir üzerine düşünce yazılarının
azaldığını görüyoruz. Peki, ne oldu? Şair, şiirle ilgili neden sustu? Günümüz şiirinden
uzak ve akademisyenlerin ikinci yeni fetişizmi ilerleyen bir akademi, susmuş
şairler hiç tat vermiyor. Bu suskunluğu bir nebze olsa bozmak, ortama çığlık
veremesek bile ufak bir fısıltı vermek adına 2012-2013 yıllarında ilk
kitaplarını yayımlayan on iki şairi seçtik. Şüphesiz bu yıllar arasında sadece bu
12 ilk kitap yayımlanmadı. Yayımlanan fakat elime geçmeyen, elime ulaşsa da
kitaplığımda kaybolan kitaplar da var. Burada amacımız 12 şairi göğe yükseltmek
ya da tenkit ederek yerin dibine batırmak değil. Amacımız günümüz şiirine
ulaşmaya çalışan okura ya da ortamı anlamaya çalışan şaire, 12 şair üzerinden
örnekler göstererek harita tutmak. Kitaplarını okuduğumuz şairler ve ilk
kitaplarının isimleri şöyle:
Mehmet Molla, Mehmet Davut Özdal, Ekim 2011
Maaşsız, Mehmet Davut Özdal, Haziran 2013
Kemik Yasası, Emre Öztürk, Ocak 2012
Sistem Çöktü Misal Çok Yalnızım, İsmail Aslan, Eylül 2012
Büyük Şehir Kahve Molasında, Enes Özel, Ekim 2012
dünyanın en modern zebrası siyah beyaz, Davut Yücel, Kasım
2012
asdasd, Özgür Göreçki, Aralık 2012
Kırmızı Perfect, Rıdvan Gecü, Şubat 2013
İhtimal Cüce, Murat Çelik, Temmuz 2013
Sağcılık Şiirleri, Ufuk Akbal, Temmuz 2013
Tutukevleri Boyunca Ahizelerde Bırakılanlar, Kadir Yanaç,
Temmuz 2013
İronika, Özgür Ballı, Ocak 2012
Aşağıdan Seveceğim Ülkeyi, İsahag Uygar Eskiciyan, Haziran 2013
25 Ocak 2014 Cumartesi
Saadet Artık Parayla
Nihayet parayla
saadet oldu. Haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir fakirlikle pençeleşen saadet, dün parayla satın alınabilir hale gelmiştir. Bazı
arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre , ‘ Yahu parayla
saadet olur mu?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu nedenle
gazetelerinde , ‘ parayla saadet alındı mı? ‘ ya da ‘parayla saadet alınır mı?’
biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa
zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar telgraflar yağmıştır, herkes, saadetin
son durumunu öğrenmek istemiştir. Bazıları bu haberi bir kelime oyunu
sanmışlarsa da, yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu
göstermiştir. Evet, saadet artık parayla. Saadetten uzun süredir ümidini
kesenler, ya da hayatlarında saadetin hiç farkında olmayanlar bu haberi
yadırgamamışlardır. Fakat, insanlık âleminin bu büyük kaybı, bir çok yürekte
derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir; o kadar ki,
bazıları artık parayla saadet olduğunu göre bir hayattan da söz edilemeyeceğini
ileri sürmeğe başlamışlardır. Bize göre, böyle geniş yorumlarda bulunmak için
vakit henüz erkendir. Saadet artık parayla satın alınsa bile, hatırası
gönüllerde her zaman yaşayacak ve çocuklarımız bizden, bir zamanlar saadetin
ücretsiz olduğunu öğreneceklerdir.
Bedava saadetin
güzel ve çekingen yüzünü bende görür gibi oluyorum. Zavallı saadet kendini
belli etmeden sokaklarda dolaşır ve ülke için bir şeyler yapmağa çalışanları
sevgiyle izlerdi. Bugün için saadet parayla satın alınabilir olmuşsa da, onun
ilkeleri akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla aramızda yaşamağa devam
edecektir. Saadetten paylarını alamayanlar için o zaten paralıydı; onun bu
kadar uzun zaman bedava olmasına şaşılıyordu. Yıllar önce küçük bir kasabada
dünyaya gelen saadet, dünya savaşlarından birinde, çok rutubetli bir siperde
göğsünü üşütmüş ve aylarca hasta yatmıştı. Bu olaydan sonra, hastalığın
izlerini bütün ömrünce ciğerlerinde taşıyan saadet, önceki gece sabaha karşı
nefes alamaz olmuş ve gösterilen bütün çabalara rağmen gün ağarırken doktorlar,
bedava saadetten ümitlerini kesmek zorunda kalmışlardır. Doğru dürüst bir
tahsil görmeyen ve kendi kendini yetiştiren saadet hiç evlenmemişti. Küçük
yaşta öksüz kalan saadete doğru dürüstte bir miras kalmamıştı; bu yüzden
sıkıntılarla geçen hayatı boyunca saadet, başkalarının yardımıyla geçinmeye
çalışmıştı. Saadetin parayla satın alınabilmesiyle ülkemiz, boşluğu
doldurulması mümkün olmayan bir değerini kaybetmiştir. Gazetemiz, bedava saadet
yakınlarına başsağlığı ve sonsuz sabırlar diler. Not: Merhumun cenazesi, önce,
uzun yıllar yaşamış olduğu Hürriyet caddesinden geçirilecek ve parayla satın
alınabildiği güne kadar içinde barındığı Ümit Apartmanı bodrum katında
yapılacak kısa ve sade bir törenden sonra toprağa verilecektir.
12 Ocak 2014 Pazar
Şiir Ölmüş!
Nihayet şiir de öldü. Haber aldığımıza göre, uzun
zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen şiir, dün hayata gözlerini
yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre
, ‘ Yahu şiir ölür mü?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır.
Bu nedenle gazetelerinde , ‘ şiir öldü mü? ‘ ya da ‘şiir ölür mü?’ biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir. Fakat acı haber
kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar telgraflar yağmıştır, herkes, şiirin
son durumunu öğrenmek istemiştir. Bazıları bu haberi bir kelime oyunu
sanmışlarsa da, yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu
göstermiştir. Evet, şiir artık aramızda yok. Şiirden uzun süredir ümidini
kesenler, ya da hayatlarında şiirin hiç farkında olmayanlar bu haberi
yadırgamamışlardır. Fakat, insanlık âleminin bu büyük kaybı, bir çok yürekte
derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir; o kadar ki,
bazıları artık şiir olmadığına göre bir ülkeden de söz edilemeyeceğini ileri
sürmeğe başlamışlardır. Bize göre, böyle geniş yorumlarda bulunmak için vakit
henüz erkendir. Şiir artık aramızda dolaşmasa bile, hatırası gönüllerde her
zaman yaşayacak ve çocuklarımız bizden, bir zamanlar şiirin olduğunu, bizim
gibi nefes alıp ıstırap çektiğini öğreneceklerdir.
Şiirin güzel ve çekingen yüzünü bende görür gibi oluyorum.
Zavallı şiir kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır ve ülke için bir şeyler
yapmağa çalışanları sevgiyle izlerdi. Bugün için şiir ölmüşse de, onun ilkeleri
akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla aramızda yaşamağa devam edecektir. Şiirden
paylarını alamayanlar için o zaten bir ölüydü; onun bu kadar uzun zaman
yaşamasına şaşılıyordu. Yıllar önce küçük bir kasabada dünyaya gelen şiir,
dünya savaşlarından birinde, çok rutubetli bir siperde göğsünü üşütmüş ve
aylarca hasta yatmıştı. Bu olaydan sonra, hastalığın izlerini bütün ömrünce
ciğerlerinde taşıyan şiir, önceki gece sabaha karşı nefes alamaz olmuş ve
gösterilen bütün çabalara rağmen gün ağarırken doktorlar, şiirden ümitlerini
kesmek zorunda kalmışlardır. Doğru dürüst bir tahsil görmeyen ve kendi kendini
yetiştiren şiir hiç evlenmemişti. Küçük yaşta öksüz kalan şiire doğru dürüstte
bir miras kalmamıştı; bu yüzden sıkıntılarla geçen hayatı boyunca şiir,
başkalarının yardımıyla geçinmeye çalışmıştı. Şiirin ölümüyle ülkemiz, boşluğu
doldurulması mümkün olmayan bir değerini kaybetmiştir. Gazetemiz, şiirin
yakınlarına başsağlığı ve sonsuz sabırlar diler. Not: merhumun cenazesi, önce,
uzun yıllar yaşamış olduğu Hürriyet caddesinden geçirilecek ve ölümüne kadar
içinde barındığı Ümit Apartmanı bodrum katında yapılacak kısa ve sade bir
törenden sonra toprağa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bir Mezarlık Komedisi: Gassal
Hayatta kalırsak su faturasını kim ödeyecek diyen milyonlarca insana sordukları soru gerçekten hokkabazların şanına yakışacak görkemdeydi: Ö...
-
Beni odana götür ve düz. Senin sözcük dağarcığında İnsanda arzu yaratan Tarifsiz bir şeyler var. Philip Dick, Le Bal des Schizos* ...
-
(Yazı şahsi kin gütme yazılarından biridir, edebiyatla alakası yoktur. Şahıs, açlık grevleri için imza toplarken benden imza istememiştir...
-
Birhan Keskin şiiri ile tanışmam 2007 yılına denk düşüyor. Y’ol adlı kitabının ilk sayfasına on.dört.2007 yazmışım. Sonrasında çıkardığı...

