Bu Blogda Ara

26 Şubat 2014 Çarşamba

Dedalus/Debut Şiir Dizisi Hakkında Duyuru



İlk şiir kitapları güzeldir. İlk kitaplarını çıkaran şairlerin gözleri de. Dedalus Yayınları’nın sahibi Sedat Demir ben şiir kitabı basmak istiyorum dediğinde, 2012'de, inanamamıştım. Şairlerin ilk şiir kitaplarını basmak isterse eğer yardım edebileceğimi söylemiştim. Kendisi de günümüz şiirini pek takip etmediğini benim önereceğim şiir kitaplarıyla ilgileneceğini söylemişti. Bu şekilde bir dizi başlatmıştık, şairlerin ilk kitaplarının basıldığı Debut dizisi. 5 tane şairin kitabını bastık. Ben gönüllü editörlük yaptım. Korkulan olmadı ve kitaplar tükendi, korkulan olmadı ve yayınevi zarar etmedi. Geçtiğimiz aylarda ise Sedat Demir yorulduğunu beyan etti. Bırakalım o zaman dedik. İrtibat koptu. Fakat geçen hafta Dedalus Yayınları’nın 2. yıl kutlamalarına gittiğimde, basılan kataloga Debut dizisine 3 kitap daha eklendiğini gördüm. Sedat Demir birileriyle işbirliği yapıp beni devirmişti. Kendine yeni ve genç ve güzel ve paralı ve zengin ve sağlıklı bir editör mü bulmuştu? Beni ilgilendirmez. Şiir iyidir ve basılmalıdır ve desteklenmelidir. Ama konseptini benim belirlediğim bir dizi üzerinden beni ezerek basılması biraz çirkin olmuş. Bu anlamda yeni çıkacak kitaplarla herhangi bir ilgimin olmadığını, ücretsiz yapmış olduğum editörlük ve konsept/sanat tasarımı hizmeti için Fikri ve Sınai mahkemelerde telif davası açmayacağımı kamuoyuna saygılarımla arz ederim.

18 Şubat 2014 Salı

ilk şiir kitapları yazımın taslağı natamaya yetiştirmeye çalışıyorum


(evi filan kapattım kitaplar dağıldı, bazı kitaplar kaybolmuş olabilir, bu yazı yazılmayabilir, yazılırsa çok uzun bir yazı olacak, umarım tekrar yerleşik hayata geçer ve yazabilirim, yazmak istiyorum artık, siz de gaz verebilirsiniz, görüş bildirebilirsiniz, yazılar iyidir, 30 günümüz var, bu yayınladığım kısım birçok yerinden kesilmiş, bazı şeyleri buraya almadım, kestim)
 
2000’li yıllar şiirin nereye yöneldiği konusunda yapılan tartışmalar bağlamında renkli geçmişti. 2000-2010 yılları arasında şiir üzerine yapılan gerek dergi mecralı tartışmalar gerek sanal ortamda yapılan kavgalar şüphesiz şiirimizi bir mısra mesafesi kadar da olsa ileri taşımıştır. 2010’lu yıllara geldiğimizde ise bu tartışmaların, şiir üzerine düşünce yazılarının azaldığını görüyoruz. Peki, ne oldu? Şair, şiirle ilgili neden sustu? Günümüz şiirinden uzak ve akademisyenlerin ikinci yeni fetişizmi ilerleyen bir akademi, susmuş şairler hiç tat vermiyor. Bu suskunluğu bir nebze olsa bozmak, ortama çığlık veremesek bile ufak bir fısıltı vermek adına 2012-2013 yıllarında ilk kitaplarını yayımlayan on iki şairi seçtik. Şüphesiz bu yıllar arasında sadece bu 12 ilk kitap yayımlanmadı. Yayımlanan fakat elime geçmeyen, elime ulaşsa da kitaplığımda kaybolan kitaplar da var. Burada amacımız 12 şairi göğe yükseltmek ya da tenkit ederek yerin dibine batırmak değil. Amacımız günümüz şiirine ulaşmaya çalışan okura ya da ortamı anlamaya çalışan şaire, 12 şair üzerinden örnekler göstererek harita tutmak. Kitaplarını okuduğumuz şairler ve ilk kitaplarının isimleri şöyle:

Mehmet Molla, Mehmet Davut Özdal, Ekim 2011
Maaşsız, Mehmet Davut Özdal, Haziran 2013
Kemik Yasası, Emre Öztürk, Ocak 2012
Sistem Çöktü Misal Çok Yalnızım, İsmail Aslan, Eylül 2012
Büyük Şehir Kahve Molasında, Enes Özel, Ekim 2012
dünyanın en modern zebrası siyah beyaz, Davut Yücel, Kasım 2012
asdasd, Özgür Göreçki, Aralık 2012
Kırmızı Perfect, Rıdvan Gecü, Şubat 2013
İhtimal Cüce, Murat Çelik, Temmuz 2013
Sağcılık Şiirleri, Ufuk Akbal, Temmuz 2013
Tutukevleri Boyunca Ahizelerde Bırakılanlar, Kadir Yanaç, Temmuz 2013
İronika, Özgür Ballı, Ocak 2012
Aşağıdan Seveceğim Ülkeyi, İsahag Uygar Eskiciyan, Haziran 2013

25 Ocak 2014 Cumartesi

Saadet Artık Parayla

Nihayet parayla saadet oldu. Haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir fakirlikle pençeleşen saadet, dün parayla satın alınabilir hale gelmiştir. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre , ‘ Yahu parayla saadet olur mu?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu nedenle gazetelerinde , ‘ parayla saadet alındı mı? ‘ ya da ‘parayla saadet alınır mı?’ biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar telgraflar yağmıştır, herkes, saadetin son durumunu öğrenmek istemiştir. Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsa da, yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu göstermiştir. Evet, saadet artık parayla. Saadetten uzun süredir ümidini kesenler, ya da hayatlarında saadetin hiç farkında olmayanlar bu haberi yadırgamamışlardır. Fakat, insanlık âleminin bu büyük kaybı, bir çok yürekte derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir; o kadar ki, bazıları artık parayla saadet olduğunu göre bir hayattan da söz edilemeyeceğini ileri sürmeğe başlamışlardır. Bize göre, böyle geniş yorumlarda bulunmak için vakit henüz erkendir. Saadet artık parayla satın alınsa bile, hatırası gönüllerde her zaman yaşayacak ve çocuklarımız bizden, bir zamanlar saadetin ücretsiz olduğunu öğreneceklerdir.

Bedava saadetin güzel ve çekingen yüzünü bende görür gibi oluyorum. Zavallı saadet kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır ve ülke için bir şeyler yapmağa çalışanları sevgiyle izlerdi. Bugün için saadet parayla satın alınabilir olmuşsa da, onun ilkeleri akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla aramızda yaşamağa devam edecektir. Saadetten paylarını alamayanlar için o zaten paralıydı; onun bu kadar uzun zaman bedava olmasına şaşılıyordu. Yıllar önce küçük bir kasabada dünyaya gelen saadet, dünya savaşlarından birinde, çok rutubetli bir siperde göğsünü üşütmüş ve aylarca hasta yatmıştı. Bu olaydan sonra, hastalığın izlerini bütün ömrünce ciğerlerinde taşıyan saadet, önceki gece sabaha karşı nefes alamaz olmuş ve gösterilen bütün çabalara rağmen gün ağarırken doktorlar, bedava saadetten ümitlerini kesmek zorunda kalmışlardır. Doğru dürüst bir tahsil görmeyen ve kendi kendini yetiştiren saadet hiç evlenmemişti. Küçük yaşta öksüz kalan saadete doğru dürüstte bir miras kalmamıştı; bu yüzden sıkıntılarla geçen hayatı boyunca saadet, başkalarının yardımıyla geçinmeye çalışmıştı. Saadetin parayla satın alınabilmesiyle ülkemiz, boşluğu doldurulması mümkün olmayan bir değerini kaybetmiştir. Gazetemiz, bedava saadet yakınlarına başsağlığı ve sonsuz sabırlar diler. Not: Merhumun cenazesi, önce, uzun yıllar yaşamış olduğu Hürriyet caddesinden geçirilecek ve parayla satın alınabildiği güne kadar içinde barındığı Ümit Apartmanı bodrum katında yapılacak kısa ve sade bir törenden sonra toprağa verilecektir.

12 Ocak 2014 Pazar

Şiir Ölmüş!

Nihayet şiir de öldü. Haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen şiir, dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre , ‘ Yahu şiir ölür mü?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu nedenle gazetelerinde , ‘ şiir öldü mü? ‘ ya da ‘şiir ölür mü?’ biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar telgraflar yağmıştır, herkes, şiirin son durumunu öğrenmek istemiştir. Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsa da, yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu göstermiştir. Evet, şiir artık aramızda yok. Şiirden uzun süredir ümidini kesenler, ya da hayatlarında şiirin hiç farkında olmayanlar bu haberi yadırgamamışlardır. Fakat, insanlık âleminin bu büyük kaybı, bir çok yürekte derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir; o kadar ki, bazıları artık şiir olmadığına göre bir ülkeden de söz edilemeyeceğini ileri sürmeğe başlamışlardır. Bize göre, böyle geniş yorumlarda bulunmak için vakit henüz erkendir. Şiir artık aramızda dolaşmasa bile, hatırası gönüllerde her zaman yaşayacak ve çocuklarımız bizden, bir zamanlar şiirin olduğunu, bizim gibi nefes alıp ıstırap çektiğini öğreneceklerdir.

Şiirin güzel ve çekingen yüzünü bende görür gibi oluyorum. Zavallı şiir kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır ve ülke için bir şeyler yapmağa çalışanları sevgiyle izlerdi. Bugün için şiir ölmüşse de, onun ilkeleri akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla aramızda yaşamağa devam edecektir. Şiirden paylarını alamayanlar için o zaten bir ölüydü; onun bu kadar uzun zaman yaşamasına şaşılıyordu. Yıllar önce küçük bir kasabada dünyaya gelen şiir, dünya savaşlarından birinde, çok rutubetli bir siperde göğsünü üşütmüş ve aylarca hasta yatmıştı. Bu olaydan sonra, hastalığın izlerini bütün ömrünce ciğerlerinde taşıyan şiir, önceki gece sabaha karşı nefes alamaz olmuş ve gösterilen bütün çabalara rağmen gün ağarırken doktorlar, şiirden ümitlerini kesmek zorunda kalmışlardır. Doğru dürüst bir tahsil görmeyen ve kendi kendini yetiştiren şiir hiç evlenmemişti. Küçük yaşta öksüz kalan şiire doğru dürüstte bir miras kalmamıştı; bu yüzden sıkıntılarla geçen hayatı boyunca şiir, başkalarının yardımıyla geçinmeye çalışmıştı. Şiirin ölümüyle ülkemiz, boşluğu doldurulması mümkün olmayan bir değerini kaybetmiştir. Gazetemiz, şiirin yakınlarına başsağlığı ve sonsuz sabırlar diler. Not: merhumun cenazesi, önce, uzun yıllar yaşamış olduğu Hürriyet caddesinden geçirilecek ve ölümüne kadar içinde barındığı Ümit Apartmanı bodrum katında yapılacak kısa ve sade bir törenden sonra toprağa

Bir Mezarlık Komedisi: Gassal

Hayatta kalırsak su faturasını kim ödeyecek diyen milyonlarca insana sordukları soru gerçekten hokkabazların şanına yakışacak görkemdeydi: Ö...