Bu Blogda Ara

heves dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
heves dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2011 Pazar

UR- Nazmi Cihan Beken

1.
dünya kafatasında
ortaya çıkan ur dünya
üstüme gönderilen anlaşmak isteyen
karışıklıklar esnasında öldürülen cengaverim
mesela beraatimi isteyebilirim
tasarladığım dişli çarklı hesap makinesi
uğraştığın yaygın beyin sklerozu
dünya çapındayım beni iyi canlandırın
sonra yaygınlaştınız
ordunuzun yeniden
teşkilatlandırılmasiyle görevlendirilseydim
bulduğum metodu mükemmelleştirebilirdim
sesin görüntüyle aynı hızda olduğu
dağlık bölgelerde elektrik tellerinin titreştiği
memleketim memleketim
evlerin içinde taş
birleştirme işlemi bir türlü yapılamaz
ko beyazla ko siyah arasında
cıvıldarım bağırırım ulumam
en büyük güçlüğüm sözlerimi
senin dudak hareketlerine uydurmaktır
yüzyıllar sürecek bir
ölümun başlaması


2.
vicdanın kurucularından sayılırdım
bütün ayrıntılara hakim olmayı
bilmeme rağmen kurnazdım
kök fabrikaları domuz ayrığı kelebeğin tırtılı
rican üzerine ünsiyet peyda ettim
ateşe dayan meydana gel osmanlılara kat
kıymet nazariyemi ülke dışına çıkaramazdım
engelin ortadan kalkmasından
itibaren aynıydım
rumları kapsıyorum
elma armut incir şeftali kayısı
altının yerini yüksek cevherli demir
madeni almıştır
esneme sonucu meydana gelen
küçük uzamalardan sonra ben
hiçbir şeyi sevmedim


3.
hakikat sucuk yapımında kullanılamaz
genel düzen ve kuruluş bakımından
kurban bir plan içindeyiz
olan kızların isteklerine direnmeyenler
hayır hayır atımı değiştiremezler
hayır atı diye bir şey olsaydı
onu demiryolunda da sürerdim
uğrayabilen beton pistim bile yok
adalet şehrinin havadan görünüşü
melankoli kasabasının başlıca özellikleri
değeri artan arsalardan mümkün olduğu kadar
uzak durma zorunluluğum var
bir elektrik boşalmasını esrara
bir patlayıcı maddeyi tarihe
bu kuvvet alanını halkımıza
adayarak
iyiliğe şeref kazandıracağım


Nazmi Cihan Beken, Heves 26

19 Aralık 2010 Pazar

Gidiyorum Bu Hakkında

I.              AÇILIŞ
Büyük eleştirmenlerin, küçük okurların ve diğerlerinin çeşitli sebeplerle görmezden geldiği bir kitaptır Gidiyorum Bu[1]. Kimileri tarafından anlamsızlıkla suçlanan kitap, kimilerince de tesadüfîlikle itham edildi. Kitabı beğenenler ise bunu, Ah Muhsin Ünlü’nün yenilikçi tarafına bağladılar.
Türk şiir ortamında ne vakit bir “yenilik” kelimesi duyulsa ya da yazılsa, karşılığında “e bunlar daha önce yapılmış şeyler”  çekincesi dillendiriliyor. Daha önce yapılmış şeyin şimdi yapılması neden yenilik olmasın? Mesela, çocuk doğurmak elbette geleneksel bir eylemdir; ama doğan çocuk yeni bir çocuktur. Şiirde yenilik diye icra edilen şeyin aslında ne olduğu ancak bir sonraki zaman diliminde anlaşılıyor. Bu yüzden bir sonraki zaman diliminin olamayabileceği şu ahir zamanda daha temkinli davranmak gerekir kanaatindeyim.
Gidiyorum Bu,  gerçekten meselesi olmayan bir kitaptır. Buradan şiirin meselesi olur mu olmaz mı tartışmasına girmeden bu kaygısızlığın, aslında misyonunu yitirmiş başka her şeyin bir parodisi olduğu hükmüne varabiliriz. Gidiyorum Bu aslında bu bakımdan bir eleştiri kitabıdır. Postmodern zamanda şair, aynı zamanda eleştirmendir. Cemal SÜREYA’nın ünlü dizesini bozarsak “şiir bir saldırmama eylemidir”. Şiir yazmadığı takdirde insanlığa zarar verme tehlikesi olan insanlar vardır diyebiliriz.
II.           PASTİŞ
Peki, Ah Muhsin Ünlü neden sanatın sanatını yapma gereği duymuştur? Normal şiirler yazmak varken neden bir Erbain pastişi yapmıştır? Kuşkusuz Erbain şairi, şiirimizin en büyük ustalarından birisidir. Bu bakımdan şimdi burada isimlerini sayamayacağımız birçok şaire selef olmuştur. Özellikle Gidiyorum Bu’nun yazılma döneminde (1993-1998) çok daha genç olan bu halefler bu hallerini açıkça ortaya koyuyorlardı. ÜNLÜ’nün, dört-dört-beş,  dört-dört-yedi, yedi-yedi hece birimlerini sıklıkla kullanması, yargı cümleleriyle kıtaları sonlandırması, şekli deneysellik, başlıkları uzun tutması, günlük dili hece ölçüsüyle kullanması gibi birçok durum Erbain’de vardır. Sadece İsmet ÖZEL değil, Ece AYHAN, Cahit ZARİFOĞLU, Cemal SÜREYA, Erdem BEYAZIT ile bağlantısı bağlamında da yukarıdaki yargılara varabiliriz. Ayrıca pastişte, parodide olan eleştiri, güldürü ya da hayranlık gösterisi amacı yoktur. Pastiş, postmodern eleştirmenlerce içi boş parodi olarak tanımlanır[2]. Bu durumda ÜNLÜ’nün, Erbain pastişi ile İsmet ÖZEL taklitçilerinin parodisini yaptığını çok rahat söyleyebiliriz.

Bir Mezarlık Komedisi: Gassal

Hayatta kalırsak su faturasını kim ödeyecek diyen milyonlarca insana sordukları soru gerçekten hokkabazların şanına yakışacak görkemdeydi: Ö...